Suuçtu Şelalesi Turu

Türkiye - Bursa

Suuçtu Şelalesi,Türkiye'nin Bursa ilinin Mustafakemalpaşa ilçesine 18 km uzaklıkta bulunan ve ilçenin içme suyu ihtiyacını karşılayan, 38 metre yükseklikten dökülen şelale. Çataltepe mevkiinde, Muradiye sarnıç Köyü yakınlarında, Karadere üzerinde fay hattının çökmesi ile oluşmuştur. Kayın, meşe, çam ağaçlarının gölgesinde serin bir dinlenme alanı olan bu alan, etrafındaki ahşap piknik masaları ve ocakları sayesinde piknikçilerin çok rağbet ettiği bir mesire yeridir.

Görülecek Yerler

Mustafakemalpaşa
Gölyazı köyü
Suuçtu Şelalesi
Uluabat - Apolyont G
Ağlayan Çınar

Tur Özellikleri

Rehberli Tur
Sigorta Güvenceli Tur
Herkese Açık Tur

Ulaşım Seçenekleri : Standart Araçlar - Otobüs-Midibüs-Minibüs
Kalkış Şehirleri : Bursa




Kalkış Şehir Kalkış Bölge

Çıkış Tarihi Çıkış Saati Yetişkin Çocuk Bebek Kampanyalar Ödeme Seçenekleri Kontenjan Rezervasyon
Bu tura ait tanımlı fiyat bulunamadı.

Katılımcı Sayısı
Yetişkin Çocuk Bebek


Tur Programı

Tur katılım Noktalarında Buluşma ve yaklaşık 8 saat sürecek Turumuza Başlıyoruz.

Tur Programı :

  • Suuçtu Şelalesi
  • Uluabat - Apolyont Gölü
  • Gölyazı Köyü
  • Ağlayan Çınar
  • Kemalpaşa Tatlıcısı
  • Turumuzun sonunda Tur dağıtım noktalarında vedalaşma...


4


Heykel

Suuçtu Şelalesi

Bursa İzmir karayolu ile 82 km sonra Mustafakemalpaşa ilçesine, buradan da 10 km uzaklıkta Suuçtu Mesire Yeri ve şelalesine ulaşılabilmektedir. I. Derece Doğal Sit Alanı olup, 10 ha alana sahiptir. Günübirlik tesisleri mevcuttur. 38 metre yükseklikten dökülen şelalenin yumuşak bir uğultusu var. Çataldağ'dan doğan Karadere ve Kavaklıyayla dereleriyle bu derelerin yan kollarının birleşmesiyle oluşan Suuçtu Şelalesi aynı zamanda Mustafakemalpaşa'nın bir kısmının ve ilçeye bağlı 15 köyün su ihtiyacını karşılamaktadır. Suuçtu Şelalesi, kayın, meşe ve karaçam ormanları ile oluşturduğu doğal güzelliği insanlara sunmaktadır.

Gölyazı köyü

Gölyazı, Uluabat Gölü'nün kuzeydoğusunda gölün içine uzanan yarımada üzerinde kuruludur. Antik çağda Işık tanrısı olarak tapınılan Apollon'un kentin koruyucu tanrısı olması ve burada bir tapınağının bulunması şehrin adının Apollonia olarak belirlenmesinde önemli etkendir. Ancak Anadolu'da bulunan aynı isimli diğer altı kentten ayırt edilebilmesi için lsquo;Rhyndacum Çayı üzerindeki Apollonia' anlamına gelen lsquo;Apollonia Ad Rhyndacum' olarak isimlendirilmiştir. Bölgede henüz arkeolojik kazı yapılmadığından, antik kent hakkındaki bilgilerin çoğu da sikkelere dayanıyor. Ele geçen en eski sikkeler m. 5. yy. civarıdır. Bu sikkeler dönemin yaşam ve inanç bilgilerini vermektedir, örneğin en eski tarihli sikkeler üzerinde görülen kerevit betimlemeleri bu dönemde kerevit ile ilgili ekonomik faaliyeti göstermekte olup hala günümüzde de bu faaliyet devam etmektedir. Bazı kaynaklarda Miletos'un kolonisi olarak kurulduğu belirtilen şehir Pergamon Krallığı'nın gücünü artırdığı dönemlerde bu gücün hakimiyeti altına girmiştir. M. 1. yüzyıldan itibaren kent gelişmeye ve adını duyurmaya başlar. Roma devrinde Adramytteion (Edremit) ve Kyzikos'a bağlı olan Apollonia, sahip olduğu doğal zenginliklerin ticaretiyle en parlak dönemini bu devirde yaşamıştır. MS. 3. yüzyıl ortalarında Goth istilalarıyla tahrip olan kent, sonraları Hıristiyanlığın yayılmasıyla tekrar önemli bir merkez haline gelmiştir. Hatta kentin bir dönem Nikomedia'ya (İzmit) bağlı bir piskoposluk merkezi olduğu bilinmektedir. Bizans İmparatorluğu egemenliğindeki kent, 14. yüzyıl başlarında Osmanlı akınları nedeniyle, Prusa (Bursa) ve Apamea'dan (Mudanya) kaçanların toplandığı kent olarak bir süre daha varlığını sürdürmüştür. 1302'de Osman Bey, Bafeum (Dimboz) savaşı sonrasında Kite Tekfuru'nu kovalar. Kovalamaca Apollonia ad Ryndacum'a kadar sürer. Orhan Bey'in silah arkadaşı, Aygut Alp'in oğlu Emir Kara Ali, kentin karşısındaki Alyos (Halilbey) Adası'nı ele geçirerek, Lopaidon (Ulubat) ile buna bağlı olarak da Bizans ile bağlantısını keser. Bir süre sonra burayı da ele geçirir. Apollonia ad Ryndacum'da yaşayan Hıristiyan nüfusa dokunmaz. Yeni gelen Müslüman halkla birlikte yaşarlar. Halk dilinde Apollonia, Apolyont'a dönüşür. Osmanlı döneminde oldukça küçülerek, sadece ada üzerinde yerleşilmiştir. Antik kente ait mimari kalıntılar yüzeyde kaldığı ölçüde görülebilmekte ve buluntular da genellikle kaçak kazılar yoluyla ele geçmektedir. Antik dönemde Uluabat Gölü (Apolyont Gölü) Apolloniatis olarak adlandırılmıştı. Cumhuriyet öncesinde halkının yüzde 90'ı Rum olan Gölyazı'ya, mübadele yıllarında Selanikli Türkler yerleştirilmiştir

Ağlayan Çınar

Gölyazı Köyü meydanında bulunan ve uluslararası anıt-ağaç işaretini taşıyan çınar ağacıdır. Gövdesinde özsuyu aktığı için ağlayan çınar adını almıştır. 700 yılı aşkın yaşı olduğu tahmin edilmektedir.

8